Category Archives: Kısa Kısa

Hepimiz Suçluyuz…

Nazi toplama kampından kurtulan ve bir lisede müdür olan kadın; her eğitim yılı başında öğretmenlere der ki:

“Kamptan sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar… Sizlerden isteğim şudur: Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma ve matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak önem taşır.”

Öğrencisi tarafından öldürülen araştırma görevlisi Ceren Damar’ın eşi de buna benzer bir cümle kurmuş:

“Benim genç arkadaşlarımdan küçük bir istirhamım var. Arkadaşlar, bunu söylemek benim haddime düşmez ama iyi bir hukukçu, iyi bir mühendis, iyi bir doktor değil iyi bir insan olmaya çalışın.“

Gençlerimizi at yarışı koşturur gibi daha küçücükken, o sınavdan bu sınava sokarak, paramızın son damlasına kadar özel okullara gönderip; “daha iyi bir insan olacak mı?” kaygısını çok uzaklarda tutarak, “daha çok maaş alacak mı?” kaygısı ile okullara / kurslara yönlendirmiyor muyuz?

Hepimiz suçluyuz…

İşten Ayrılan Çalışan

İyi bir çalışanınız işten ayrılıyor mu?

1. Kendisi ile bir çıkış mülakatı düzenleyin, işten çıkan biri çalışırken size söylemeye çekindiği pek çok şeyi artık organik bir bağınız kalmadığı için söyleyecektir. Bunu geyik olsun diye yapmayın, söylediği her şeyi işletmenizin işveren markasını kuvvetlendirmek için değerlendirin, süreçlerinizi geliştirmek için bir fırsat olarak değerlendirin.

2. Bugüne kadar yaptığı tüm güzel işler için kendisine teşekkür edin ve bundan sonraki kariyeri için şans dileyin.

3. Sizden referansa ihtiyaçları varsa açık yüreklilik ile kendisine seve seve referans olabileceğinizi belirtin.

4. Ne zaman arzu ederse geri gelebileceğini belirtin. Ne zaman bir çalışan bir şirketten ayrılma kararı alsa, genel olarak işverenler kendisine bir “hain” gözü ile bakmaktalar ve bu kişiyi kapının önüne bir an önce koymak için sabırsızlanıyorlar. Bu durum tamamen kendi yetersizliğiniz için başkasını suçlamaktır.

Unutmayalım ki, istisnalar hariç, hiç kimse zevki için bir işten ayrılıp risk almak istemez. Bir personel bir şirkette aradığını bulduğu vakit ayrılmayı düşünmez. Bu yüzden sürekli çalışan bağlılığını arttırmanın ve işveren marka değerini yükseltmenin yollarına bakılmalı, “nasılsa eleman bol” gözü ile bakarak, değerli çalışanları kaptırmamalı.