Tag Archives: işe alım

En Sık Sorulan Mülakat Soruları ve Cevapları

Güzel bir okulu güzel bir derece ile bitirdiniz. Babanızın haydi kızım / oğlum bir iş bul artık yakarışları artık sizi baskılarken bir kaç ilana başvurdunuz ve o da ne, evet sizi görüşmeye çağırdılar. Kendinize ful güvenli olarak gittiniz, görüştünüz, bir hafta beklediniz, ikinci hafta da beklediniz. Haber bir türlü çıkmıyor. Bu süreç bir iki görüşme derken can sıkıcı bir hale gelmeye başladı. Öncelikle İK adına bir gerçekten bahsedelim, bir iş görüşmesine çağırılıp da işe alınmadı iseniz kesinlikle görüşmede bir sıkıntı var demektir. Görüşme sırasında İK’cılar racona uymak için kadın tarzına benzer bir iletişime girerler, yani esasen demek istedikleri ile söyledikleri arasında dağlar kadar fark vardır. İş arama sürecinize katkıda bulunmak için en azından ikinci görüşmeyi garanti altına alabileceğiniz en sık sorulan sorular ve aslında ne sorulmak istendiğini açıklıyorum:

1. Bize Kendinizden Bahsedin?

Gizli soru: Bu başvurduğunuz işle eğitiminiz, iş geçmişiniz ve profesyonel yetenekleriniz ne ölçüde uyuşmakta.

Kısa yol: Daha önceden görev tanımını okuduğunuzdan emin olun ve eğitiminizde görev tanımı ile ilgili neleri yansıtabileceğinizi anlatın, iş deneyiminiz var ise, geçmiş iş deneyiminizdeki benzer nitelikteki görevlerden ve başarılarınızdan bahsedin. Bu arada İK’cılar klişe laflardan nefret ederler, “şirketinize artı değer katacağıma inanıyorum”, “çalışkan ve verimliyim, iletişim yeteneklerime güveniyorum” gibi safsatalar yerine puzzle gibi uygun parçaları gerekli görev tanımına yapıştıracak net cümleler kurun.

2. Kendinizi beş yılda nerede görüyorsunuz?

Gizli soru: Başvurduğunuz pozisyon kariyer hedeflerinize gerçekten uyuyor mu? Hakikaten uzun süreli bir kariyer hedefiniz var mı?

Kısa yol: Kesinlikle bilmiyorum gibi bir cevap vermeyin. Özel hayatınıza da kesinlikle odaklanmayın, evlenmek istiyorum vs. gibi İK’cıya bu konu hakkında daha önce düşündüğünüz izlenimi verin (ve mümkünse düşünün de zaten). Bu soruya cevap verirken başvurduğunuz pozisyon ve sizin kariyer planınız ile ilgili ortak noktaları ve kariyerinize katabileceği artıları anlatın. Ayrıca bu soru iki ay sonra işi bırakıp bırakmayacağınızı da ölçmek için kullanıldığı için mümkün olduğu kadar canlı bir anlatımda fayda var.

3. Zayıf yanlarınızdan bahseder misiniz?

Gizli soru: Kendinin farkında mısın? Daha iyi olmak için çaba harcıyor musun?

Kısa yol: Bu çok tehlikeli soruda İK’cılar bile bir çok farklı görüş beyan ediyorlar. Hiç zayıf yanınız olmadığını söylemek gibi megolamanca bir düşünce aklınızın ucundan bile geçmesin. Gerçek hayattan alıntı yaparak “ufak” bir zayıflığınızdan ve sonra bunun üzerine çalışarak nasıl iyileştirdiğinizden ve “öğrendiğinizden” bahsedin. Örnek; kalabalık önünde gerçekten konuşurken kötüydünüz ve sonra bir kursa katılarak bir hitabet uzmanı oldunuz falan. İK’cıların artık yemediği klişe cevaplar: “Tembel iş arkadaşlarıma dayanamıyorum ve kavga ediyorum”, “o kadar çok mesai yapıyorum ki, kendime vakit ayıramıyorum.” , ” çok mükemmeliyetçiyim, o yüzden çok çalışıyorum.” vs.

4. Sizi en çok ne motive eder?

Gizli soru: Kendi kendine doğru düzgün çalışıyor musun, yoksa elimize seni sopa alıp dürtmeli miyiz?

Kısa yol: Yine sağlam tuzak sorulardan biri ile karşı karşıyasınız. İdeal bir çalışan kendi kendine motive olur, yöneticisinin, onun bunun kendisini kastırmasına ihtiyaç duymaz. Siz de ideal bir çalışan olarak belirli bir hedefiniz olduğunda motive olduğunuzu, kendinizi ve yeteneklerinizi geliştirmenin sizi motive ettiğini (mümkün mü, evet mümkün de biraz da 5k üstü maaş verseniz daha iyi motive olurum.) söyleyin. Cevabınızı eski iş yerinizden yada okuldaki parlak bir anınızdan (ortak çalışmalar, projeler gibi) örnek vererek pekiştirin. Buradaki ana nokta demin yaptığımız nükteyi konuya dahil etmemek, yani herkes için doğru olsa da motivasyon aracı olarak pozisyon ve parayı kesinlikle söylemeyin.

5. Neden burada çalışmak istiyorsun?

Gizli soru: Gerçekten bu işe uygun musun, gerçekten bu şirkette kalmaya niyetin var mı yoksa geçerken öyle bir arkadaşa bakıp çıkacak mısın?

Kısa yol: Şirketin değerleri ve kendi değerlerinin ne ölçüde uyuştuğu ve bu pozisyona cuk diye neden oturduğunu çok güzel şekilde anlatmak gerek. Bu yüzden ev ödevinizi iyi yaparak şirket hakkında gerekli tüm bilgileri önceden edinmek, parçalamanız gereken lügat adına faydalı olacaktır. Daha sonra kazan-kazan ilkesi gereği, sizin şirketten nasıl profesyonel olarak faydalanacağınız (para vereceksiniz ya…değil tabi) şirketin sizden nasıl fayda sağlayacağını da anlatıverin.

Bol Şans.

Okur Mektupları – 4: Nihal’in İşe Alım Macerası

Alp Hocam Selamlar,

Aracı bir firmada insan kaynakları işe alım danışmanı olarak uzun süre çalıştıktan sonra orta denebilecek büyüklükteki bir firmanın insan kaynaklarına işe alımdan sorumlu yönetici olarak getirildim. Eski firmamda yöneticiler çok daha deneyimliydi ve burada teklif edilen maaşa gelmem çok daha fazla zamanımı alacağından bu firmaya geçtim. Geldiğimden beri işe aldığım tek personel işte kalmadı! Geçen gün yöneticim imalı bir şekilde, aldığım adamların işte durmamasını bana bağlayarak “düzgün” adam seçemediğimi, böyle giderse benim de onların arasına katılarak başka bir yerde iş aramam gerektiğini ima etti. Gerçekten ne yapacağımı bilemiyorum, aracı kurumda tüm öğrendiklerimi yapıyorum, CV’leri güzelce inceliyorum, önceki deneyimlerine dikkat ediyorum, işle ilgili motivasyonlarına dikkat ediyorum. Öğrendiklerimi çok iyi icra ettiğimi düşünüyorum ama işe aldığım personel ya bir hafta sonra, ya iki ay sonra deneme süresi sonunda kendi gidiyor, ya da şirket kendisini işten çıkarıyor, gerçekten nerede hata yaptığımı anlamadım, bu işi bildiğimi düşünüyorum ama kaçırdığım bir şey mi var?

Nihal.

Sevgili Nihal,

Durumunu çok yakından anlayabiliyorum. Gerçekten işe alımı en güzel yerlerden birinde öğrenmişsin, ve bu firmadaki deneyimlerinin çok değerli olduğunu düşünüyorum. Ancak kaçırdığın bir şey var. İşe alımlarını yaptığın firmalar şu anki firmandan anladığım kadarı ile çok daha “kurumsal” idiler. Öyle kurumsal idiler ki, bazı pozisyonların dolumunda daha profesyonel ekiplerin çalışmasını gerektiğini düşünerek, bence bir firmanın en önemli fonksiyonlarından biri olan “işe alım” araştırma kısmını sizlere outsource ediyorlardı. Bir işe alımcının fonksiyonu işe alım sonrası bitmese de, bundan sonraki kısımlarda top, kendi yöneticisinde ve iş arkadaşlarındadır. Üzülerek söylemek istiyorum ki, bir firmada turn-over oranı ne kadar yüksek ise, o firmada “liderlik” özellikleri o derece gelişmemiş yöneticiler mevcuttur. Yani arada ciddi bir negatif korelasyon vardır.

Kendi yöneticinin dahi işten çıkanların sorumlusu olarak seni gördüğünden bahsetmişsin ki, sırf buradan bile bu firmada çalışan yöneticilerin “liderlik” seviyesi hakkında pek çok şey söylemek mümkün olabilir. Gençken yapılan hatalardan biri de, görece “çok para” ve “çok unvan” veren şirketleri, profesyonel manada çalışan şirketlere “tercih” etmektir. Daha sonra tabiri caiz ise, eski kurumsal şirketini “mum” ile aramaya başlarsın.

Öncelikle derin bir nefes al ve arkana yaslan, yüksek turn-over’ın %1 sebebi bile sen değilsin. Bu şirkette senin elinde olmayan sebeplerden ötürü pek fazla vaktinin kalmadığını da söyleyebiliriz. Böylelikle bu kurumu düzeltmek yerine, bence enerjini kendine yeni bir iş arama yönünde kullan. Birkaç pozisyon daha sonunda yöneticin daha önce kendi yöneticisine senin “beceriksiz” olduğun yönündeki çıtlatmaları direkt suçlamaya dönecek ve kendini kurtarmak adına seni günah keçisi olarak ortaya atacaktır.

Selamlar & Sevgiler.